Varlık Yayınevi
     
 
 
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Varlık İçin Ne Dediler
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 14 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

MART 2017

Sayfa:
Sayfa:
Peki ama bu “kadın olarak yazmak” hali nedir? Nüfus cüzdanlarında yazan bir cinsiyetlilik hali midir, yoksa metnin kendine özgü bir duruşu mu söz konusudur? Kültür sanat dergilerinde de çokça kadın ile edebiyat ilişkisini sorgulayan dosyalar ve akademik çalışmalar hazırlandı. Son dönemde bu meselenin olabildiğince çok yapıtta ele alınmaya çalışılmasının tarafımız için sevindirici olduğunu gizleyemeyiz. Ancak belli ki kafamızda yerine oturmayan, yanıtlanmayan, netleştirilmemiş bazı sorunlar vardı ya da kimi sorunların yeniden gündeme getirilmesi gerekiyordu. Bu dosyayı hazırlarken sorduğumuz sorular da bu anlamda bizim için ontolojik bir gereklilik içeriyordu, kendi adımıza yanıtlarını hakikaten merak ediyorduk.
Sayfa:
Yazarlarımız şu soruları yanıtlıyorlar: 1. Kadın şair ve kadın yazar ifadelerinin edebiyatçıları ana-akımdan uzağa düşürme riski hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir tanımlamanın olmamasının, cinsiyetsizlik vurgusunun içerdiği bir risk olduğuna katılıyor musunuz? 2. Kadın meselesine değinmenin kestirmeden görünürlük sağlayacağı eleştirisi hakkında ne düşünüyorsunuz? 3. Argo ve küfrün edebiyattaki yeri sizce nedir? (Ne olmalıdır gibi gereklilik kipi içeren bir yukarıdan bakış içeren bir soru kalıbını özellikle yeğlemedik.)
Sayfa:
Margaret Fuller, 1840 yılında yazdığı bir mektupta, Aşkıncıların kadın ve erkekleri yaşadıkları gündelik hayatlarında daha büyük anlam bulmaya yardımcı olduklarını ifade ediyordu. Fuller’ın inancına göre, Aşkıncılar “her şeyi metalaştıran aristokrasinin ‘aşağı,’ yüzeysel hayatlarından adeta tiksinerek radikal; ‘rasyonel’ dinin maddeci uygulamalarından bıkarak da mistik olmuşlardı.”
Sayfa:
Hatırlıyorum; ilk Prof. Dr. Martin Hartmann’ın “Der Neue Orient” GmbH tarafından 1919’da Berlin’de basılan Dichter der neuen Türkei (Yeni Türkiye’nin Şairleri) adlı antolojisinde tesadüf etmiştim adına; ancak bilinmez niye, Urfalı gazelhan Kazancı Bedri’nin icra ettiği “Mecnûn İsen Ey Dîl Sana Leylâ mı Bulunmaz?”dan sonra düşmüştüm peşine… Doğrusu, bir yazın işçisi için bereketli bir “malzeme”ydi: Osmanlı basınında peçesiz fotoğrafı yayınlanan ilk Müslüman… “1 Mayıs” hakkında ilk Türkçe şiiri yazan sosyalist şaire… İlk işçi şaire… Türkiye Komünist Partisi’nin yayın organı Aydınlık1 dergisinde yazan ilk kadın…
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Zanaatkârlık, kendi işinin seçkini olmaksa, başkalarından üstün olmak üzere (başkalarının üstüne çıkarak) seçkinleşmek de, ‘meritokrasi’nin harcı olmakta. Ya da, mevcut yeteneklerini, eşitsizliğin temel belirleyen olduğu bir âlemde, kurumların eşitsizlik üzerinden yapılanan işleyişlerine katma: ‘modern meritokrasi’.
Sayfa:
Pascal Bonitzer ise Gece Bekçisi filmini yalnızca “yalanın formülü” olarak görmez, toplama kamplarında yaşanmışları ve yaşanmış olabilecekleri eros ile kurguladığı için yönetmen Liliana Cavani’yi “Nazi” olmakla da suçlar: Bence bir cehalet ve budalalık örneğidir Pascal Bonitzer’in makalesi.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Onat Kutlar, modern Türkçe edebiyatta düşsel gerçekçiliğin başlatıcılarından biri. Sait Faik ile başlayan öyküdeki ayak değiştirmenin sürdürücülerinden… Ferit Edgü, Orhan Duru, Demir Özlü, Nezihe Meriç ile beraber öyküdeki üstgerçekçi çizgiyi genişletenlerden. Ama dili ve atmosferi kuşakdaşlarından birçok yönden farklı olan bir yazar. Mitosu ve eposu olan bir yazar.
Sayfa:
Sayfa:
Burak’ın sahip olduğu üç unvan; Mimar C. Burak, Ressam C. Burak ve Yazar C. Burak; deltalaşmış sanatsal üretimin başat kaynağı konumundadır. Birbirleriyle eşzamanlı ilerleyen sanatsal üretim sürecinde farklı sanat dalları arasında belirginleşen arakesitler Burak’ın sanatının kaynaklandığı temel gerilimi ortaya çıkarır.
Sayfa:
Büyük çapta ve ölçekte bir fiziksel şiddet eyleminin “başarıyla” uygulanması geniş tabanlı bir destek mekanizmasına ve faillerin çeşitliliğine ihtiyaç duyar. Burada birbirinden oldukça farklı motivasyonlar, niyetler ve amaçlar söz konusu devasa şiddet eyleminin farklı yönlere, yoğunluklara ve formlara dağılmasına neden olur. Bu tür bir şiddet eyleminin faili olan aktörler farklı ajandalara ve saiklere sahiptir. Bu özellik şiddete çokboyutlu bir nedensellik atfeder.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Totaliter rejimler iyinin ve kötünün, gerçeğin ve yalanın ötesinde bir yerde konumlar kendisini. Bu rejimler gerçeğin yerinden edilmesinde maharetli oldukları ölçüde, doğru ile yalanı da birbirinin yerine geçirir, ikisini birbirinden ayrılamaz hale getirir. Kendilerini yalanın egemenliği üzerine bina ederler.
Sayfa:
Yalan söyleyeni ve dinleyeni ilgilendirir genellikle. Kadının erkeğe, erkeğin kadına ve çocuklarına; anne babalarına söyledikleri yalan bazen aile için bir konu olarak da değerlendirilebilir. Bu önemli olmakla birlikte birlikte yaşamak durumunda olan insanları ilgilendiren bir konudur. Ama birinin (kralın) yönettiklerine (herkese) söylediği yalanın boyu herkesi aştığı için daha önemlidir. Önemi şuradan da anlaşılır ki bugün insanın en büyük ve en kötü sıfatlarından birinin yalan söylemek olduğu kabul edilir. Bu bize yalanın çok eski, çok yaygın ve hele başkalarını yönetenler için sıradan bir eylem olduğunu düşündürür.
Sayfa:
Sayfa:
Trump, nasıl bir başkan olacağını başından beri pek de gizlemedi . Kendisine yöneltilen soruları beğenmediğinde cevaplamayan, bir mesele hakkında tartışmak istemiyorsa kestirip atan, söyledikleriyle çelişen kanıtlı gerçeklerden bahsedildiğinde herhangi bir doğrulama/yanlışlama çabasına girmeye gerek duymayan Amerika’nın yeni başkanı, daha Beyaz Saray’a yerleşmeden önce yeni bir döneme de ismini vermiş oldu: Gerçeklik-sonrası.
Sayfa:
Sayfa:
Konu şiir olunca, hele de Ahmet Oktay şiiri söz konusu ise, meseleyi ontik açıdan ele almak da zorunlu. Yani ontik açıdan şair ve şiiri eleştirinin temelini oluşturmak zorunda. Zorunlu, çünkü varoluşsal olan, şiirin ortaya çıkmasında belirleyici rol oynar. Bu da yakın okumada okuyucuyu şair ile şiiri açıklama yanlışına sürükler, sürüklüyor çoğunca.
Sayfa:
Ahmet Oktay gibi bütün ömrünü yaşadığı dünyayı anlama ve bunu tartışmayla geçirmiş örnekleri dışta tutan bir birikim oluşturulması, yine bu dünyayla ve akademiyle ilgili yürütülmesi zorunlu başka bir tartışmadır. Bu noktada edebiyat ve edebiyat eleştirisinin iyice dünyanın gerisine düşmüş ve onu anlamaktan ve tartışmaktan uzak durumunu ise edebiyat ve edebiyatçının kendisiyle açıklayıp ancak geçebiliriz.
Sayfa:
“Ben şiirimi şu yüzden yazıyorum” demekle “Şiir böyle yazılmalıdır” demek arasında ikiz de olsalar ciddi bir yol ayrımı var. Şair, aynı anda okur kimliği taşıdığını atlamamalı.
Sayfa:
Bu ay sizinle Ömür İklim Demir’in “14 Şubat Dünya Öykü Günü’ne Selam” yazısını paylaşmak istiyorum.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Yarın hem öykülerde hem de hayatta, hepimizin bildiği gibi vaat de olabiliyor gözdağı da.
Sayfa:
Toplum olarak bir yıkımdan öbürüne savrulup durmak yas süreçlerinin bitimsiz bir şekilde üst üste yığılmasına yol açıyor. Bir felaketin acısıyla yüzleşemeden öteki üstüne biniyor. Benim öykülerim biraz da inkâr öyküleri. Hemen hepsinde ölüme karşı bir çare arayışı, razı gelmeme durumu var.
Sayfa:
Dağlarca, eşsiz, büyük bir görüntü şairidir. “görünende olmak-görünmeyenle düşünmek” onun poetikasının özü sayılabilir. Bu nedenle o, görüneni boyamaktan değil, onu (varlığı) “bir yeni anlamla aydınlık” kılmaktan yanadır.
Sayfa:
Hülya Soyşekerci, eleştirisinin sınırlarını bilen bir yazar. Onun eleştirici yönü yalnızca soldan sağa doğru bir okuma değildir, kendi kişiliğinin, kendi deneyimlerinin süzgecinden geçirerek, yapıtı yeniden söylemektir.
Sayfa:
bütün bunları neden yazdım? niye değindim bu bilinenlere? halimize bir çare bulamaz mıyız? şair ve yazar dostum ilyas tunç, benim öfkeme işaret fişekleri yolladı şenlik ateşleri yaktı; beni kıskandırdı: imrendim ona! çünkü, itaatsiz portreler’i [dafne kitap, 2016] yazarak itaatsizlere, itaatsizliğin “merhaba”sını gönderdi.
Sayfa:
Tozan Alkan çevirisiyle üç kitap: Alfonsina Storni (1892-1938), Denize Doğru (Medakitap 2016). Bu iyi seçki Arjantin şiirinin efsanevi kadın şairin, intiharı çözüm görenin dünyasını yansıtıyor. Lorca Cante Jondo Şiiri (Islık 2016) “rüzgârla geçip giden aşk”ın şiirleri. Çağdaş İspanyol şiirinin önde geleni Antonino Machado, Granada’ya Doğru (Sözcükler 2016). Usta çevirmenden güzel, anlamlı, doyurucu bir seçki.
MART 2017 - KİTAP EKİ
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI