Varlık Yayınevi
     
 
 
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Varlık İçin Ne Dediler
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 14 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

EKİM 2016

Sayfa:
Sayfa:
Anlar bitişmiyor, birleşmiyor, cümleler de. İşte Aristoteles’in mantığı, düşünmemenin ya da yalnızca istatistiksel düşünmenin çağında, anlamak, açıklamak, nedensellik ve sorumluluk kavramlarıyla bizi yeniden temasa geçirebilir. İşin güzel tarafı, bu kavramlar farklı düzeylerde farklı nesnelere farklı sıkılık dereceleriyle uygulanır – bir savaşı anlamak başka, arıların nasıl ürediğini anlamak başka, içimdeki öfkeyi anlamak başka…
Sayfa:
Aristoteles eudaimonia'yı özelden çok kamusal bir mesele olarak belirlemiş ve yurttaşın politik tavrıyla ilgisinde ele almıştır. Eudaimonia ne haz yaşamı, ne geçici bir ruh hali, ne de başımıza şans eseri gelen bir durumdur; dahası tanrı vergisi de değildir. Bir kişiye hayatı boyunca eşlik eden daimo'nun yönünü iyi’ye çevirmesi anlamına gelen eudaimonia, insanın “işini iyi yapması”, “iyi yaşaması” ya da bu anlama gelmek üzere “ruhun erdeme uygun etkinliği”dir.
Sayfa:
İnsan ömrü içinde cinsellik ve beslenmeyle ilgili imkânlara sahip olma çabası materyalizm olarak görülürken, aynı imkânlara öteki dünyadaki sonsuz zamanlar boyunca sahip olma uğruna her şeyin yapılmasını maneviyatçılık sanabilen insanların aklı neye “hizmet” eden bir akıl acaba?
Sayfa:
Varlık [anlamında “ousia”] derken, Aristoteles, aşkın olanı değil, “varolma” ve “varolan”ı anlar. Aristoteles, “varolan nedir?” sorusu ile “ousia nedir?” sorusu bir ve aynı sorudur, der. Bu anlamda varlık, bir şeyin varolmasıdır. Bir şeyin var olması ifadesinden kasıt, tekil olandır. Nelik [anlamında ousia] ise, bir şeyin ne olduğu, yani bir şeyi o şey yapan yapıdır. Aristoteles, “senin neliğin, senin kendin gereği olan” der.
Sayfa:
Nilgün Marmara, görünen odur ki, artık taşınamaz hale gelmiş ontolojik bunaltısını nasıl bitireceğini bildiği için, nasıl yeniden tutunmaya başlayacağını bilemeyen birisiydi hayata. Kimileri ters açılı bir yazgıya tutsaktırlar ömür boyu, yaşam öncesi bir hatırlayışa; “çıkış”tan girer, “giriş”ten de çıkarlar.
Sayfa:
Ölümlülüğünün ve yaşama dönük tehditlerin ayırdında olan insan öteki ile ilişkisine tutunur. Tüm tehdit ve kısıtlara karşın, öteki ile birlikte, hayatı yaşanılır kılmaktır hayatın anlamı. O minvalde, Eagleton, hayata anlamını verenin –yaşamayı anlamlı kılanın– ‘mutluluk ve sevgi ilişkisi’ olduğunu söyleyecektir.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
“Edebiyat psikolojiden, psikoloji de edebiyattan bir hayli beslenir. Edebiyat, insanın dert ettiği ne varsa onu kendi bünyesinde elden geçirir, onlara yeni biçimler verebilir. Hal böyleyken derdi de dermanı da içindedir bir bakıma.”
Sayfa:
Sayfa:
Burhan Uygur, kendisini gezgin bir ressam olarak tanımlar. Çantasında eskiz defteri, şiir kitabı ve boyalarıyla gezer. Kalıp ve kuraldışı ressam, desenlerini kâğıdın büyük bölümünü boşlukta bırakan şiirler için yapar. Kitapları defter gibi kullanarak resimlemiştir.
Sayfa:
Günümüz yazarı dijital ağın ortasında debelenme tehlikesiyle karşı karşıyadır; çünkü dijital gündem sınırsız bir içerik akışıdır, ajanda tutmaya izin vermediği gibi kendine toplumun güncel durumu karşısında bir konum kazandırmaya çalışan kişi için karar almayı da karmaşıklaştırır.
Sayfa:
Edebiyatta, yerlilik’in peşine düşmek çıkmaza sokar kişiyi. Dergi, gazete, roman, eleştiri, deneme, çapraz uyak Batı’dan gelmiştir. ‘Sonnet’, gazel kadar yerlidir. Gazel İran üzerinden geldiği için yerli, ‘sonnet’ Batı’dan geldiği için yabancı olarak değerlendirilemez! Hele günümüzde, iletişimin sınır tanımazlığı sayesinde dünyanın herhangi bir yerinde üretilen bir güzellik kısa zamanda dünyanın öbür ucunda beliriverir.
Sayfa:
“Gelmiş Bulundum” şiiri, Edip Cansever’in belki en iyi şiiri değil. Ama onun niye şiir yazdığını, dünyada bulunma nedenini, yeryüzündeki varlığını ve yokluğunu en iyi, en sıkı, en hakiki biçimde ve anlamda duyuran şiiri.
Sayfa:
Edip Cansever Eylül’ün Sesiyle şiirlerinden sonra, özellikle iki kitabıyla daha deneysel bir alana taşımıştır şiirini. 1984’te yayımladığı İlkyaz Şikâyetçileri bu iki kitaptan biri. Diğeri ise, Bezik Oynayan Kadınlar, 1982.
Sayfa:
Sayfa:
Dostoyevski’nin öldüğü gece elyazısıyla üzerine bir şeyler yazdığı kâğıtlar da, kalemi de, okuduğu kitap da çalışma masasının üzerinde duruyor. Hatta öldüğü soğuk şubat gecesini ısıtırcasına sıcak bir şeyler içtiği kupası da.
Sayfa:
Değerli yazarımız Hasan Özkılıç’ın 40. yazarlık yılını Saba Kırer, Altay Ömer Erdoğan, Semih Gümüş, Faruk Duman, Duygu Kankaytsın’ın söyleşi ve yazılarıyla selamlıyoruz.
Sayfa:
Daha çok yaşanmışlığımın izlerini taşıyan öykülerimde vardır bir anlatıcı olarak sesim. Ama daha çok metnin dışında kalırım bir yazar olarak; bunu öyle çok bilerek isteyerek yapmam, kendiliğinden gelişir. Yarattığım karakterin bir sesi, soluğu, kişiliği vardır, yazarken daha çok onu duyarım. Sanırım metinlerime de bu böyle geçiyordur.
Sayfa:
Şerul’da Beklemek’te tek tek üstünde durmayı düşünebileceğim birçok öykü var, kitaba adını veren başta olmak üzere. Gene de yeniden düşününce, benim en çok ilgimi çeken “O Tay’dan Gelen Yabancı” oldu.
Sayfa:
Hasan Özkılıç masal öğelerini çok sık kullanan bir öykücü değildir. İyi bildiği bir çevreyi, yakından tanıdığı insanları anlatır. Onlara toplumcu bir yazarın gözüyle bakar, yaşanmış olayları, gözlemlediği bu olaylardan çıkardığı sonuçları kaleme alır.
Sayfa:
Özkılıç söylencelerle öykülerinin dilini kurar. “Gönlümün Şirazesi Bozuldu”, söylenceleri başka bir söylenceyle anlatan bir toplam. Kitapta, Özkılıç’ın çocukluğundan bu yana dinlediği hikâyeler ile giden erkekler ve geride bırakılan kadınlar dile getirilir.
Sayfa:
Çınaraltı’nın masaları, çayları kalkmış… Türkiye giderek muhafazakâr kimliğe oturuyor. Eskiden de vardı bu elbette. Ama kentlileşmeyle birlikte o kıyıdaki her şey gelip hayata karıştı. Ön sırada duranlar başka boyuta geçtiler. Kendi gettolarını kurdular.
Sayfa:
Sayfa:
Önce Aslı Erdoğan, ardından Necmiye Alpay tutuklandı, sonra içlerinde yakından tanıdığımız yazar ve şair öğretmenlerin de olduğu yüzlerce öğretmen açığa alındı. “Kültür Gündemi” sayfalarında bu konuda mini bir soruşturma yaptık; onlar içerideyken biz dışarıda sayılmayız çünkü.
Sayfa:
Hayatını rahatsızlık vermeye adamış bir şairden okur ne bekler? Dönüp dolaşıp kendi okurunu da rahatsız edecektir bir gün. Onu da keyifle mutsuz edecektir kuşkusuz.
Sayfa:
Bu bölüme henüz öykü kitabı yayımlanmamış yazarların, üstünde çok çalıştıkları, aralıklarla defalarca okudukları, yazım hataları, kötü kurulmuş cümleleri olmayan, kurgusal gerçekliğini oturttukları, 5 A4 sayfasını aşmayan (dergi sayfaları bu fiziksel durumu zorunlu kılıyor) öykülerini göndermelerini bekliyorum.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Yol Şarkıları’nın son bölümü olan “Sürgün”de tek ve uzun bir şiirle okuruna veda eden Adnan Özer bir sonsuz göçmen olarak tanıtmıştır kendisini ve “kaçak tütün alfabesiyle” (s.61) yazmıştır-yazmaktadır şiirlerini. Biz okurla¬ra ise o sürgüne dokunmak kalır.
Sayfa:
Türkiye’nin farklı çevrelerinden, farklı yaşamlardan, farklı dünya görüşlerinden iyi şairler yeni bir şiir kuruyor. İleriki safhada “2000 Kuşağı” veya “2000’ler Şiiri” olarak anılacak dönemde hayata dokunan şiirlerin daha bir sahicilik taşıyacağı muhakkak.
Sayfa:
Karton Ev, Özgür Mutlu’nun ikinci öykü kitabı. Genç yazar, Van Gölü Ekspresi dosyasıyla 2011 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü kazanmıştı. Beş yıl sonra gelen bu ikinci kitapta Özgür Mutlu, adına ev dediğimiz yerin farklı tanımlarını yapıyor. Kitaba ismini veren “Karton Ev” sürgünle özdeşleşen bir evin ve insanlarının öyküsünü anlatıyor
Sayfa:
Leyla Onomay, Portakal Yokuşu, Üşür ve Ağlar Hep Mutlu Sandığımız Uçurtmalar, Bir Aşkın Yahudisi adlı şiir kitaplarından sonra dördüncü kitabı olan Kalbimdeki Gerilla ile yeniden raflarda yerini aldı.
Sayfa:
Yayla Boztaş’ın ilk kitabı Çayım Çiçek Kokuyor Nezih-Er Yayınları tarafından Nisan 2016’da basıldı ve baskıdan çıkar çıkmaz Tüyap İzmir Kitap Fuarı’nda okuruyla buluştu. Kapak resmi yazara ait olan kapağın tasarımı oğlu Ekin Boztaş’a ait.
Sayfa:
640 sayfalık bu romanı eleştirel bağlamda ve tüm yönleriyle ele almak oldukça zor –en azından sınırlı bir yazıda–; zira neyi anlatsanız, romanın/yazarın hangi yönüne değinseniz bir diğer yönün eksik kaldığına yanıyorsunuz. İşte bu da Austen’in asıl başarısı!
Sayfa:
Martin du Gard agnostikliğinde hiç huzur, hiç teselli bulamamıştır: Mahcubiyet ve ölçülülükle ama bir o kadar da dramatik bir yoğunlukla, yapıtının kalbinde atan bir hiçlik ve dünyanın boşunalığı saplantısı vardır.
Sayfa:
İnci, her iki kitapta da var olan zaman dilimini geriye dönüşlerle derinleştirirken okurun içe doğru yol almasını; ilişkileri, aşkı, insanı ve yaşamı sorgulamasını sağlıyor. Akıp giden bir kurgu, ustalıkla kurulan diyaloglar ve gerektiği kadar betimleme içeren yalın bir anlatım eşliğinde…
Sayfa:
Ali Koçak’ın Alnımda Uyuyan Güvercin adlı ilk şiir kitabı Noktürn Yayınları’ndan bizlere merhaba dedi. Kitap 64 sayfa olarak Şubat 2016’da çıktı.
Sayfa:
Hapishanede yazılan şiirler beni etkilemeden öte, hep sarsmıştır. Ülkemiz hapishanelerinde yazılan şiirlerin etkileyici örnekleri pek çoktur. Şair Bobby Sands, İrlandalı bir direnişçi, Cumhuriyetçi. İngiltere’nin İrlanda’yı işgaline karşı çıkan bir devrimci. İRA gönüllüsü. Britanya Parlamentosu’nun genç üyesi.
EKİM 2016 - KİTAP EKİ
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI