Varlık Yayınevi
     
 
 
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Varlık İçin Ne Dediler
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 14 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

MART 2015

Sayfa:
Sayfa:
“Bugün kadınların sorunu tam olarak ne?” diye şahsıma yöneltilen soru cümlesinde kendine cevap arayan hal bizi bir araya getirdi. Bugün “hayatta kalmak” için neye ihtiyacımız olduğunun bilincinden tam emin olamıyorsak, aynı zamanda mevcut şiddetin ne olduğu ve onunla yaşamanın bizi kendimize ve diğerlerine karşı nasıl konumlandırdığı ile ilgili de birtakım sıkıntılar var demektir. Öncelikle şiddetten ne anladığımızı konuşmayı deneyelim. Bilinen, şiddetin tek bir türünün olmadığı. Birleşmiş Milletler’in “kadına karşı şiddet”i diğer şiddet türlerinden ayırarak tanımlamasının gözle görülür bir nedeni var: Ataerkil sistemin bütün araçlarıyla ötekileştirdiği bir cins olarak kadın dünyanın her yerinde şiddet mağduru olarak açıkta durmakta.
Sayfa:
Türkiye’de hükümet, kadını erkek şiddetine karşı korumak yerine muhafazakâr bir siyasi duruş benimseyerek, aileyi destekleme politikalarını tercih ediyor. Dilini buna göre belirleyen feminist hareket de güçlü ailenin şiddete bir çözüm değil, şiddete dayalı bir kurum olduğunun altını çiziyor.
Sayfa:
Feminizmler gibi feminist eleştirinin de birbiriyle etkileşim içinde ve de çatışan farklı ekol, kuram ve akımları olmakla birlikte hepsinin ortak noktası, kadınların yok sayıldıkları alanlarda varolduklarının söylenmesi ve erkeklerle belirli başlıklar altında eşitlenmesi değil, söz konusu cinsiyetçi yapının, söylemsel yapı içinde ortaya çıkarılması ve istikrarsızlaştırılmasıdır. Feminist eleştiri sadece verili olanın işaret edilmesi ve altüst edilmesi değildir, alternatifini üretmeyen, bir gelecek tasarısı olmayan feminist eleştiri yoktur.
Sayfa:
İster yazar ister okur tarafından olsun, öznenin deneyiminin biricikliği bir kenara bırakıldığında özcü genellemelere kurban gitme riski taşıyan kadın olma durumu, dünyada bulunma durumlarından biri olarak şiirde kendine bir yol bulur.
Sayfa:
Erkek dünyası ulusları ve insanlığı ırklara, dinlere, renklere bölerek ötekileştirirken; ona bağımlı olan kadınlar da aynı bölüşlerle (erkek ideolojisiyle) kendisinden olmayanı görmezden gelmiştir. Din, dil, ırk aracılığıyla birbirini yok sayan kadınlar, aynı ev içinde bile (ana, kız, hala, teyze, yenge) sunulu değerlerle birbirlerini aşağılamakta, erkeğin yerini alma eğilimi göstermektedirler.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Özne vardır, ama şu ya da bu Erk’in zorlayıcı gücü karşısında direnç gösteremeden, kendisinden istenilen doğrultuda sürekli Söz ve Eylem üretiyordur: Bu durumda Özne’nin Bilmek (Bilgi) ve Yapabilmek (Beceri) kipliklerini gerektiren Özgür Düşünmek kipliği de söz konusu olamayacaktır elbette: Bir Sıfır Özne durumu söz konusudur artık.
Sayfa:
Söz, insanın biyolojik bir uzantısı gibidir; insanın birey ve toplum oluşu sözelliğinden ayrılamaz. Kürtler dengbejleriyle sözlü olarak bunu karşılamış olabilirler. Sözlü kültürünü koruyup sürdürmeleri modern insandan tercih edilebilir bir farkı olsa bile yazılı kültürünün gelişmemişliği bu bağlamda çağdaşlaşmasını travmatik kılmış olmalı.
Sayfa:
80 şiiri, kendisini camii avlusuna bırakılmış bir çocuk gibi öksüz ve yetim hissettiği, ve belki de öyle olduğu için dili dönmeye başlar başlamaz, herkese ‘baba’ diye koşmuş bir şiirdir. Biz ‘Sonradan Baba’lı değil de, gerçekten ‘Babalı’ bir kuşağız aslında.
Sayfa:
Sayfa:
Edgü bizi başka yolların yolculuğuna çıkarırken, bambaşka sokaklarda bildiğimiz, akıl edebildiğimizden çok farklı sonlarla yazar öykülerini. Başladığımız yerle vardığımız yer arasında hep bir kocaman yol sapağıdır sözcüklerin arasından geçmiş olduğumuz. Ummadığımız sonlarla sarsar bizi.
Sayfa:
Müzik, Tanpınar’da sadece bir coşum kaynağı olarak yaşanmaz, ‘bizim olan’a erişmenin en asli öğelerinden birisi olarak bir araştırma konusudur aynı zamanda. Tanpınar, bu “vecd”i fiilen yaşamaz, yaşayamadığına hayıflanır da, ama orada durmaz, müzikler arasındaki yürüyüşünü sürdürür.
Sayfa:
Varlık’ın Ocak 2015 sayısında, “Edebiyatımızda Saklanan Belgeler, Bilgiler… Orhan Veli’nin Bilinmeyen Bir Şiiri ve Tarık Erman” başlıklı bir yazım yayımlandı… 1974 yılından beri sanat yaşamımız üstüne, edebiyat, tiyatro konulu yüzlerce yazı yazdım… Araştırma inceleme nitelikli kitaplarım var… Hiçbir yazım, hiçbir kitabım, sözünü ettiğim yazım kadar “ünlenmedi”!.. Bir belge olarak, 56 yıl uykuda kalmış Köprü dergisini tanıtmayı amaçlayan yazım, bizleri yeni bilgilere ulaştırırken ortalığı da biraz olsun karıştırdı!.. Sonuçta, bir gerçek ortaya çıkarken “sahtekârlık” olgusunun da konuşulmasını sağladı!..
Sayfa:
Sayfa:
Le Monde gazetesinin ilk sayfasında siyasi karikatür çizen Plantu’nun 14 Ocak baskısı için çizdiği karikatürü de ekleyelim. “Ulusal Yeni Bölge Dağılımı” başlığını taşıyan karikatürde Fransa haritası komanda renkleriyle yeniden parsellenmiş haldedir. Komanda subayı elinde çubuğu Fransa haritasının bu yeni haline işaret etmektedir. Karikatür Fransa’da 7 Ocak saldırısından sonra artan ulusal birlik ve bütünlük söylemlerine temkinli yaklaşırken, bu birlik ve bütünlük söyleminin içerdiği tehdide işaret eden bir haberi, ilk sayfasında en önemli haber olarak yayınlamıştır. Le Monde bu duruşunu Plantu’nun karikatürü ile pekiştirerek Fransa’nın güvenlik arayışının militarist bir Fransa’ya doğru gidişi hızlandırma riski taşıdığının altını çizmiştir. Büyük puntolu bir başlıkla da şöyle soruyor dört milyona yakın kişinin yürüdüğü yürüyüşün ardından Le Monde: “Fransız tarzı bir yurtseverlik anlaşması mı yapılmalı?” sorusunun asıl içeriğinin terörizm tehdidi bahane edilerek artırılacak güvenlik önlemleri olduğuna işaret etmiştir.
Sayfa:
Sayfa:
Hem Amerika Birleşik Devletleri’nde hem de Birleşik Krallık’ta Charlie Hebdo saldırısı sonrasında yürütülen en geniş tartışma belki de ulusal güvenlikle ilgili olanıydı. Birleşik Krallık limanları ve havaalanları saldırıların hemen ardından çok daha yoğun kontrol altına alındı; Paris Gare du Nord istasyonu ve diğer Eurostar terminallerinden Birleşik Krallık’a gelecek yolcular sıkı bir biçimde kontrol edildiler.
Sayfa:
Küresel çağda artık yerellik ufalanıyor, kapitalizmin nesnesine dönüşüyor. Bu nedenledir ki mekânları çok çabuk tüketiyoruz, hemen oradan para çıkarma, meta yaratma derdindeyiz. Oysa insani özü besleyeni yıkıyoruz farkında değiliz. Kapitalizm yereli bir malzeme/araç unsuru olarak görüyor; tüketen, çalıştırılan, hammaddeyi üreten, hiçbir zaman çizilen sınırı aşmayan…
Sayfa:
Andaç çevresinde olup bitenlere ilgisini, merakını açık tutan bir zihnin önemini vurgulayarak insanı yaratıcılığa sevk eden içsel dinamikleri, yazılarıyla, okumalarıyla inşa ettiği pencereleri gösteriyor bize. Bir yandan da genç kuşaklara el veriyor, yol yordam sunuyor onlara; yeri geldiğinde, öğrencilerinin öyküleriyle de buluşturuyor okuru…
Sayfa:
Küba’ya yolunuz düşer de Marti’nin doğduğu tipik koloni evini ziyaret ederseniz Havana’daki hapishanede ayaklarına geçirilen prangaları göreceksiniz; Zaragoza Üniversitesi’nde kullandığı sandalyeyi, ‘iki ufacık ayağını tek bir öpücüğe sığdırdığı’ oğlu Francisco Marti’yle çekilmiş fotoğraflarını, Guatemalı öğrencilerin armağan ettiği köstekli platin saatini, beyaz atını koşturduğu mahmuzlarını, üzerine kanı damlamış cep çakısını, mektuplarını, şiirlerini…
Sayfa:
Sayfa:
"Ustam ve Ben" Cihan’ın Mimar Sinan’a olan derin sadakatine, büyük ve hilesiz sevgisine adanmış olsa bile Filbaz Cihan’ı asıl belirleyen onun Fil Çota’ya duyduğu sevgidir, sonsuz şefkattir.
Sayfa:
Attilâ İlhan, vaktiyle furyası yayın dünyasını saran ansiklopedilerle ilgili olarak, “Ne güzel kitap; okunmak bile istemiyor!” demişti. O cicili bicili, yaldızlı kabartmalı kof kitaplara baktıkça aynı şey geliyor insanın aklına. Kitabı “tüketenler” var artık. Sevinmeli miyiz?..
Sayfa:
Sayfa:
30’a yakın şiir kitabına imza atmış Nobel ödüllü bu şairin Türkçemizde başka kitabının olmaması üzücü. Şairin bibliyografyasının ardından, Eternidades (Sonsuzluklar) kitabından yaptığım tadımlık çevirileri paylaşmak istiyorum sizlerle.
Sayfa:
Sayfa:
Kişisel evrenlerinin dışında şiir yazmaya başlayan genç arkadaşların düzenledikleri etkinlikleri izlemeye gidiyorum. Dünya ile, dünyanın kaosu ile varoluş sorunları olanlar kendi izleyicilerini, dinleyicilerini, okurlarını azimle oluşturuyor. Ben şahidim. Böylelikle dergilerin, editörlerin ilgisini de çekiyorlar. Doğal ki bu tarzlardan yalnızca biri. Şair akıllıdır, mutlaka bir çıkış yolu bulur. Benden söylemesi.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Hiçbir zaman kendimi şair ya da yazar olarak tanımlayamadım. Yazmayı tanrısal bir kudret olarak görenlerle arama mesafe koydum.
Sayfa:
T. Alkan halkın suskunluğunun, unutkanlığının konuşanı olmaya çalışırken onlara sitemlerini ve eleştirilerini de yöneltir: “ey halkım bana adını bağışla/ … bazı insanlar duyarsızdır hepsi bu”.
Sayfa:
“Kalemimi farklılıkları vurgulamak için de kullanabilirdim; bense ortak noktayı vurgulamayı seçtim; insan olmak...”
Sayfa:
Sözen’in lirizmini yitirmeyen dünyası, günümüzün mekanik ve tekdüze yaşantısına bir direniş, bir meydan okuma olarak ele alınabilir.
Sayfa:
Her sayfası seksle dolup taşan, kahramanlarının deliler gibi seks yaptığı ama eninde sonunda seksi önce sıradanlaştırıp, sonra değersizleştiren –bunu özellikle, hem de okurun gözüne sokarak yapan– bir roman "Parıltılı Armağan".
Sayfa:
“Bir öykünün gerekçesi, çoğu zaman yazarın kafasında somutluk içermez. Çeşitli gerekçeleri vardır, ama en önemlisi ‘yazma arzusu’dur. Ders vermek, öğretmek, eğitmek türü bir amaç olmaz.”
Sayfa:
Kılıç’ın kullandığı benzetmeler de kendine özgü, görsel nedenlerle benzetmeye başvuruyor. Daha çok kapalı eğretileme yaparak insani özellikleri cansız doğa parçalarına uyguluyor: “yanağımdan makaslar aldı bahar”, “kopçasını açtı gecenin memeleri”, “terletti koynunu akşam”.
Sayfa:
Adı pek güzel: Söğüt Sefası Meyhanesi (Kanguru 2011) “söğüt sefareti’nde kâtibe” Leylâ, “şöyle ilkokuldaki hatıra defterleri gibi uzakta/ bahçesi deniz, yeşil pencereli bir meyhane açıp” kendini “yeniden bilmeye niyetle”nir. Melek Özlem Sezer’in bu kitabı şiirsel bir roman mı acaba?
Sayfa:
MART 2015 - KİTAP EKİ
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI