Varlık Yayınevi
     
 
 
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Varlık İçin Ne Dediler
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 14 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

EKİM 2014

Sayfa:
Sayfa:
Biliyorsun, Garip en başta bir edanın, bir tavrın şiiri. Bu bakımdan, şiirin öznesini, yani şairi iyi tanımanın şiirin algısında etkisi de yüksek.
Sayfa:
Orhan Veli yaşamı kavram olarak değil, tensel, duyumsal, canlı bir şey olarak algılamıştır.
Sayfa:
Oktay Rifat, her şeyin öykünme ile başlamasını doğal bulan, özgünlüğe çıkan yolun oradan geçtiğini açıklıkla dile getiren ilk şairimizdi.
Sayfa:
Deneyim ve birey Orhan Veli tarafından kutsanmakta mıdır? Değil. Üst sınıfların zevkine hitap eden şiir, toplumun alt sınıflarında daha basit bir halde yeniden üretilir.
Sayfa:
Orhan Veli ve arkadaşları, yeniyi, yeniyle birlikte beliren yeniyi, kendi özel alanlarında da zenginleştirip geliştirdiler. Oktay Rifat’ın o unutulmaz, ‘Garip şiiri bir havalandırma harekâtıdır’ saptaması tam da yerini bulmuş oldu.
Sayfa:
Mektuplarda, dönemin kültürel ve siyasal durumuna ve gelişmelerine değinen Orhan Veli’nin yaşadığı dönemdeki olaylar karşısında bir aydın olarak takındığı tavrı da anlayabiliriz.
Sayfa:
Garip şiirini ilk terk eden, Melih Cevdet Anday olmuş; Oktay Rifat’ın ayrılışı daha sonra. Ancak Anday’la Rifat’ın, Garip’i terk ediş nedenleri/edimleri birbirinden farklıdır.
Sayfa:
Orhan Veli’nin oldukça zengin bir çeviri külliyatı vardır. Oktay Rifat’la yaptığı ilk çeviri 1943’te yayımlanan Alfred de Musset’den Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı’dır.
Sayfa:
Boris Vian sonuç karşısında adeta şaşakalmıştır. Kendisini yalnızca Sartre, Queneau ve Lemarchand’ın desteklediğini öğrenir. Jean Paulhan ile Marcel Arland daha önce oylarını Boris Vian’a vereceklerini açıklamış olmalarına karşın, son anda fikir değiştirmişlerdir. Boris Vian özellikle bu iki jüri üyesine çok kızgındır.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Wolf, ömrünün sonuna yaklaşırken de özyaşamsal izleri anlatısına taşımaktan sakınmıyor. Olup bitenler karşısında sünüp durmuyor. Yüreklice bir sorguya yönelip yüzleşme çağrısında bulunuyor çağına.
Sayfa:
Sayfa:
Kısacası, Kathleen, Bobby’nin en büyük çocuğu, Amerika’nın siyaset “adamı” üreten, kökeni İrlanda’dan olan, “baş” ailesinden. Amcası John F. Kennedy öldürüldüğünde 11 yaşında olduğunu anlatıyor kürsüden.
Sayfa:
Bazı cümleleri kışkırtıcı olsun, merak uyandırsın diye fazla uzun tutmadım, kısa kestim. Devamını okur getirir, gereğini Dağlarca şiirleri okuyarak yerine getirir diye. Biraz da düşünce kıvılcımları ya da serbest düşünceler olarak bakılmalı bu cümlelere.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Rıfat Ilgaz’ın anlatı zamanı olarak 1940’lar Türkiyesi’ne odaklandığı Karartma Geceleri (1974) romanı, adını tarihsel bir olgudan alır. II. Dünya Savaşı yıllarında, bir hava baskını tehlikesine karşı 1 Aralık 1940 tarihi itibariyle ülkede “geceleri karartma” uygulamalarına başlanacak ve bu uygulama aralıklarla neredeyse savaş sonuna kadar devam edecektir.
Sayfa:
Sayfa:
Nilgün Tutal imge ve temsil bolluğunun yarattığı Egemen’in Demokrasi olduğunu; bu egemenin yaratılmasında medyanın önemli bir rol üstlendiğini ele alıyor. Alain Badiou’nun şimdiki zamanın pornografik olduğu yönündeki saptamasıyla medyatik imge ve temsil rejiminin hakikate nasıl bir mevcudiyet sağladığını/sağlayamadığını tartışıyor. Bu sorun için Avrupalı aktivistlerin bulduğu çözümden söz ediyor: Palyaço olmak.
Sayfa:
Aydın Çam uluslararası araştırma şirketi Noldus Enformasyon Teknolojileri’nin yüz ifadelerini okuyan bir bilgisayar uygulamasıyla 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde aday olan üç siyasetçinin propaganda konuşmaları sırasındaki yüz ifadelerini çözümlemesine değiniyor; çözümlemede üç adayın mutluluk, üzüntü, kızgınlık/öfke, şaşkınlık, korku, memnuniyetsizlik/ huzursuzluk gibi duyguları yüz ifadeleriyle yansıtma ya da yansıtmama biçimleri ve oranları belirlenmişti. Çam yazısında ilgili yüz ölçümü araştırmasına atıfla Türkiye’de siyaset yaparken siyasetçilerin medyada öfkeli görünmelerinin söylediklerinden bağımsız olarak geniş kitlelere ulaşmak için önemli bir imaj stratejisi olduğunun altını çiziyor. Ayrıca yazı, öfke ve siyasetin medya aracılığıyla geniş bir kitleye ulaşması olgusuna, kitlesel oluşumları ve dürtüleri en iyi tahlil eden düşünür Elias Canneti’nin açtığı perspektiften de yorumlar düşüyor.
Sayfa:
Korkmaz Alemdar yazısında medya ve siyaset ilişkisinde bizi İkinci Dünya Savaşı Sonrası Türkiye’sinin basın mensupları ile siyasetçileri arasındaki ekonomik ve çıkar temelli ilişkiler evrenine; o zamanın dilini koruyan metinler üstünden düşünsel yolculuğa davet ediyor. Alemdar Bedii Faik’in 2002 yılında yayımlanan “Matbuat Basın derkeen… Medya” başlıklı kitabından anekdotlarla 1960’lara doğru ilerleyen Türkiye’de hem CHP hem de Demokrat Parti iktidarları zamanında gazeteciler ile siyasetçilerin kanunları kendi çıkarlarına göre yeniden biçimlendirerek kimi ithal taşınmaz tüketim mallarına sahip olma serüvenlerini aktarıyor. Atıf yapılan metinlerin dilinin ve sözcüklerinin farklılığı bizi tarihin ötesine götürmek gibi bir etki yaratırken, günümüzdeki medya ve siyaset ilişkisine tarihten ışık tutuyor.
Sayfa:
Sayfa:
Madak, gündelik ayrıntılara yer verdiği, öykülemeci bir şiir dili kurduğu poetikasında şiirlerin izleklerine göre söyleyiş biçimlerini de değiştirir, şiirlerine hayatı, hayatı da şiirlerine katar. Pulbiber Mahallesi’nde Romanların yaşadığı bir mahallede olup bitenleri onların diyalektini kullanarak aktarır.
Sayfa:
Medine’den ayrılıp sur içinde kalan koridorda bir süre yürüdükten sonra elimdeki saray krokisinde adına “Mosque baths” denilen ve halen restore edilmekte olan hamamların bulunduğu bölgeye geldik.
Sayfa:
Sayfa:
Kimi hafızaya kimi de hatıraya saygı duyar. Bu şairler ise hafıza ile hatıra arasında dingin bir yolculuk yaşarlar sürekli. Teşhire kalkışacak hiçbir şeye sahip olmamayı tercihleri de bu macerada gömülüdür.
Sayfa:
Ne pozitif bilimler açısından, ne de sürüp giden bu hasbelkader hayatımız açısından “bilmek”, hele de “tam bilmek”, mümkün mü?.. Ve özelde öykü, genelde edebiyat, bu bilinemezliğin bir ucundan tutmaya çalışmakla kendine yer açıyor hayatın içinde.
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Sayfa:
Tahir Abacı’nın müziğe ilgisi biliniyor. Bu bağlamda oluşturduğu birikimin eninde sonunda müzik üstüne yazmaya varması beklenmeliydi. Her birikim okurunu çoğunlukla yazmaya/ konuşmaya çağırır. Tahir Abacı’da da öyle oldu. Müzik üstüne yazdıkları dört kitap boyutuna ulaştı. Burada kitaplardan yalnızca Gramofonlu Kahvehane’den söz etmek istiyorum.
Sayfa:
Halim Yazıcı; Bergama’dan pek kopamadığı, Çandarlı denizine sık sık bandırıp çıkardığı, babasının Ege efesi direnişinden esin bıraktığı Asklepion’da mitos’larla kaynaştırdığı ve Che edasıyla devrim esintilerine kavuşturduğu; bazen Lorca, bazen limon, zeytin kokulu şiirini; önümüzde birleştirip, Ege sıcaklığıyla sunmasını biliyor.
Sayfa:
Şiirimizin dehası Orhan Veli’nin, şiirde yaptığını, Necati Tosuner bu üçlemeyle, özellikle de şimdi çıkan Korkağın Türküsü ile romanda yapıyor sanki.
Sayfa:
Bin Gözle Sevdik Birbirimizi, altıncı kitabım ancak şimdiye kadar New York’u anlattığım romanlarımın ardından “ilk” kez bir İstanbul, ayrıca roman değil iki kısa hikâye. Kısaca kendisi gibi çifte hikâyeli olduğu gibi çifte “ilk” benim için.
Sayfa:
Nilgün Aslan, anakarakterini bir yandan normatif yaşam, ilişki ve düşünce tiplerinden sıyırırken, ona normları sorgulayıcı bir ek-görev de yüklüyor.
Sayfa:
Topaloğlu, her ne kadar satır aralarında, “benim şiirim, benim hakkımdadır” deyip kişisel dünyasını adres gösterse de her bir şiirinin iç tutarlılığı vardır. Onun şiirinde dil araç değil, ‘ifadenin merkezi’dir.
Sayfa:
Aylin Balboa’nın metninin en dikkat çeken özelliklerinden biri kadınlara atfedilmiş “terbiyeli olmak, suskunluk, hamaratlık” gibi bazı özellikleri başarıyla altüst etmesi. Öykü/romandaki kadının ağzı biraz bozuktur ve hatta zaman zaman yaşanılanlar tam da sunturlu bir küfrü hak etmişken, “edeplisinden” bir tane savurur.
Sayfa:
Gültekin Emre’nin Düşkuyusu yapıtındaki şiirleri, ozanın özgün elyazısıyla basıldığı için ilgi çekicidir. Düşkuyusu’nda, imge kuyusuna düşüyorsunuz. Yapıt şu iki dizeyle karşılıyor sizi: “İşte kömür karası gözleriyle yaşam/ Yanıbaşımda uzanmış yatıyor, gömleksiz”.
Sayfa:
Romanda bazı mekânlar, eşyalar, giysiler kendi kimliklerinin üzerinde bir anlayışla yansıtılıyor. Kim olduğunu anlamaya çalışan genç bir insanın yaşadığı ruhsal bir bunalımın öyküsüdür, Mahzen.
Sayfa:
Şair Nurduran Duman ikinci şiir kitabı olan Mi Bemol’de gergin, kışkırtıcı şiirler var. Okuyanı gevşetmeyen, sorgu içinde bırakan. Dil solukları ile bulanık mantık oluşturan.
Sayfa:
Jenn Ashworth’un Türkçedeki ilk romanı olan Tehlikeli Yakınlaşma genç bir kadının donanımsızlık ve tatminsizlikler bağlamında girdiği çıkmazları, savrulmaları ve mutlulukla arasında ontolojik sorunlar barındıran yaşamını konu ediniyor.
Sayfa:
Bahis Zula ise, ki öyle! Şairin Reyhanlı Göğünden Bildiriyorum dediği final şiirinin bile her dizesi bölük pörçük ve “post punk” kan üstelik.
Sayfa:
Romanın bir diğer dikkat çeken özelliği de içinde barındırdığı müzik. Kıpti İbrahim’in üflediği neyle başlayan eser keman sesiyle sürer ve bu seslere baston tıkırtıları eşlik eder. Müzik, kimi zaman öylesine ön plandadır ki keman tüm sesleri bastırır ve dünyanın eski seslerine kavuşabilmesi için Birgen’in kemanı bırakması gerekir.
Sayfa:
Levent Karataş’a göre insanlar sadece ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu, belki bütün ömrünce her an, birçok şeyler onu arkada bırakıyordu. Piyano, sadece kendi sesi için binlerce insanı bir araya toplayabiliyor, saatler boyunca yalnız kalmaktan hoşlanılan şairler içinde vazgeçilmez kuyruklu sırdaş oluyordu.
Sayfa:
İnanılmaz bir kitap: Adım Ece Ayhan Çağlar... (YKY 2014) 1956 yılı sonuna kadar kimsenin varlığından haberi olmadığı Ece Ayhan’ın kendi şiir kanalını nasıl oluşturmaya başladığının bir göstergesi bu kitap. Tunç Tayanç’ın kılı kırk yaran araştırması, beni, Ece Ayhan öncesi Ece Ayhan’a götürdü. Ortaokul ve lisede yazılan şiirlerinin ruhundan, dünyasından doğan bu kitapla Ece Ayhan’a doğru bir yolculuğun bir parçası haline geliverdim hemen.
Sayfa:
EKİM 2014 - KİTAP EKİ
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI