Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 9 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir
Dergi Satış Noktalarımız

EYLÜL 2015

Çizgi-yorum – Semih Poroy Sayfa:2
6-7 Eylül Olaylarından Ders Alınabilir mi? – Korkmaz Alemdar Sayfa:4
Olaylar 6 Eylül 1955 günü, Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalanması haberinin yayılması sonrasında Kıbrıs Türktür Cemiyeti’nin öncülüğünde düzenlenen protesto mitingi ile başlar. Gösteriler ağırlıklı olarak İstanbul’da ama İzmir ve Ankara’da da azınlıkların işyerlerinin, evlerinin, kilise ve mezarlıklarının tahrip edilmesine, yağmalanmasına dönüşür. Olan bitenle ilgili sorumluluğun başlangıcından itibaren Demokrat Parti’ye ve Adnan Menderes hükümetine ait olduğunu biliyoruz. Adnan Menderes iç politikada ve özellikle Kıbrıs sorununda karşılaştığı sorunları aşabilmek için kamuoyunun “desteğini” almaya çalışmış ama işler “eline yüzüne bulaşmıştır”. Sorumlu hemen bulunacaktır: Hükümet olayları komünistlerin işi olarak açıklayacak, tutuklamalar ona göre yapılacaktır.
Başlayan ve Süren... Bir Eldeğiştirme Öyküsü – Feridun Andaç Sayfa:7
Yalnızca 6-7 Eylül Olayları değil, Osmanlı’dan beri Anadolu’da uygulanagelen “azınlık” politikalarına dair yazılanlar çok sınırlı ve taraflıdır. Bir yanda “resmî tarih” görüşü var, bunların her birini haklı çıkaran; öte de karşıt görüşleri savunan… Ama gelin görün ki bu konularda ortaya konulan edebî yapıt sayısı çok azdır. Kurgunun aydınlatıcılığına sığınamayan edebiyatçının bu eksikliğini tarihe ilgisizlik olarak mı yorumlamak gerekecek, yoksa tarih bilinci eksikliği mi?
6-7 Eylül 1955 ‘Menderes İktidarının İlk Travması’ – Ahmet Yaşar Akkaya Sayfa:12
6-7 Eylül Olayları, Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Özel Harp Dairesi’nce hayata geçirilen bir “derin operasyonu”ydu. Nitekim Sabri Yirmibeşoğlu, 6-7 Eylül Olayları sırasında Özel Harp Dairesi’nin atası sayılan Seferberlik Tetkik Kurulu’nda teğmendi. Yirmibeşoğlu yıllar sonra, “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı,” diyecekti. Her ne kadar sözlerini, “Savaşta, düşmanın işgal ettiği bölgelerde bazı olaylar yaratılır ve düşman yaratmış gibi gösterilir. (...) Halkı düşmana karşı galeyana getirmek… Belki Güneydoğu’da da oluyor bunlar, yanlış olarak...” şeklinde düzeltse de ustaca tezgâhlayanlar ortaya çıkmıştı.
Şiirler – Yüksel Pazarkaya Sayfa:16
Adonis ile Söyleşi – Erkut Tokman Sayfa:18
Benim için yazmak, sözcükler ve şeyler arasında yeni bir ilişki yaratmaktır.
“İçimizdeki Şeytan”a Feminist Eleştirel Bir Bakış 3 – Hande Öğüt Sayfa:22
Nasıl ki kapitalizmin ortadan kalkması için onu oluşturan iki sınıfın imha edilmesi, yani burjuva ve proleterin ortadan kalkmasını sağlayacak devrimci bir müdahale gerekiyorsa patriyarkanın ortadan kalkması da toplumsal ve kültürel olarak inşa edilmiş erkeklik ve kadınlığın ortadan kalkmasıyla gerçekleşecektir. “Hayatlarında, bir kadını asla parayla ya da güçle satın almamış erkekler” ve “kendini, gerçek aşktan başka hiçbir sebeple bir erkeğe vermeyecek kadınlar” kuşağı ile değil…
Dört Mevsim Aşk (Öykü) – Altay Ömer Erdoğan Sayfa:26
“Yapraklar Türkümüzü Söyler” – Murat Tuncel Sayfa:30
Gün boyu sorgulama ve bekletmeden sonra Selimiye’deki koğuşlara dağıttılar bizi. Askerlerin arasında bir grup tutuklu koğuşun önüne geldiğimizde öndeki çavuş mazgal deliğinden, “Açıııın!” diye bağırınca kapı gürültüyle açıldı. Askerler bizi koyun gibi saya saya içeriye ittiler. Koğuştan içeri adımımı atar atmaz gözaltına alındığını bildiğim ama nerede olduğunu bilmediğim Soysal Ekinci ile göz göze geldik. Kapı kapanınca birbirimizle uzaktan selamlaştık.
Yazımsı – Haydar Ergülen Sayfa:31
Yalnız hayatlar, derin ruhlar, engin duyuşlar ve insanın eylem içinde insan olduğunu hep hatırlatan bir serüven. Bana kalırsa ne Mehmet Âkif ’in Doğuculuğu ne Tevfik Fikret’in Batıcılığıdır buradaki sır, onları bugün de büyük, öncü ve değerli kılan şey ikisinin de hayatın büyük şiiri için şiiri bile feda edebileceklerini göstermiş olmalarıdır ki, galiba büyük şiir biraz da böyle bir şeydir.
Retrospektif Bir Haydar Ergülen Okuması: Kabareden Emekli Bir ‘Kızkardeş’ – Oktay Yivli Sayfa:34
Bir şiir neden kurmaca anlatının araçlarını böyle açıkça kullanmayı seçer? İlkin şairin deneysel bir tutumu benimsediğini kabul edip anlatımda yeni imkân arayışları içinde olduğunu saptamakla birlikte şu soruyu sormak da bir o kadar meşrudur: Bu kurmaca teknikler, kitapta şiirleştirilen sıra dışı ilişkiye okurun empatiyle yaklaşmasını garanti etmek istiyor olabilir mi acaba?
Medya Notları: Selfie: Yüce mi, Sefil mi? Sayfa:39
Selfie: Seçkin Kültüre Saygısızlık mı Öznel Bir Estetik mi? – Nilgün Tutal Sayfa:39
Nilgün Tutal, “Selfie: Seçkin Kültüre Saygısızlık mı Öznel Bir Estetik mi?” başlıklı yazısında zamanımızın en yeni moda olgusu selfie’nin kültürel seçkinlerce eleştirildiğine; kaynağını yazı ile imge arasındaki kadim ikilikten alan bu eleştirinin yetersizliğine dikkati çekiyor. Yazıya karşı imgenin hep olumsuzlandığını, oysa yazıda bile anlamın imgeden geçerek oluştuğunu anımsatıyor. Gösteri toplumu eleştirisinde seçkin kültür taraftarlarının yaptığı gibi geçmiş nostaljisinin ağına takılıp kalmadan hem çağımız insanını hem de kültürel pratiklerini/eylemlerini anlamlandırmanın alternatif yollarının bulunmasını öneriyor. Alt ve üst sınıflara ait kültürel pratikler ve biçimler arasındaki hiyerarşileri yerinden eden selfie’nin de içinde yer aldığı self medya kullanımının bir 21. yüzyıl romantizminin habercisi olup olmadığını sorarken, bu yeni medyanın konvansiyonel medyanın dışlayan düzeneğine karşı alternatif bir kamusal alanın inşa edilmesine imkân tanıdığını ileri sürüyor. Ancak her moda olgusu için olduğu gibi selfie konusunda da dayatıcı bir iletişim ve görünürlük buyruğunun insanın özgürlüğünü genişlettiği yerde daraltabileceğini de unutmadan, “Sanal dünyada görünmesek ne olur?”diye sormayı da ihmal etmiyor.
Artık Herkes Mutluluğunun Fotoğrafını Çekebilir – Korkmaz Alemdar Sayfa:46
Korkmaz Alemdar, “Artık Herkes Mutluluğunun Fotoğrafını Çekebilir” başlıklı yazısında yaşama renk katan; bireyin ailenin, kurumların, halkların tarihinin tanığı olan fotoğrafın sosyal medya(lar) aracılığıyla bir denetim aracına dönüşmesini irdeliyor. Fotoğraf makinesi ve ona takılı olan çubuk ABD’nin elinde bir orkestra şefinin çubuğuna dönüşmüş durumda; fotoğraf her zamanki gibi ânı kaydediyor ve ölümsüzleştiriyor; ama bu an asla mahrem kalmıyor artık.
Vitrine Çıkmak: İmge Pornografisinin Yükselişi – Aydın Çam Sayfa:48
Aydın Çam, “Vitrine Çıkmak: İmge Pornografisinin Yükselişi” başlıklı yazısında Nurdan Gürbilek’in ilk olarak 1988 yılında yayımladığı “Vitrinde Yaşamak” adlı denemesinden, özellikle de bu denemede yer alan “Acıyı vitrine çıkaranlar her zaman öteki olmayabilir. Bilfiil acı çekenler de artık yaşadıklarını seyirlik kılıyor” önermesinden yola çıkarak bir dizi soru soruyor. Tekniğin olanaklarıyla birlikte sanat alanına katılımın demokratikleştiği bir dönemde, bireyin hayatını bir sanat yapıtına dönüştürmesini ve öznenin kendini bu yapıtın merkezine koyarak vitrine taşımak istemesini nasıl anlamlandırmalıyız? Mahremiyetin tamamen göz ardı edildiği, ihtiyatın elden bırakıldığı bir kültürel düzen bize neyi vaat ediyor olabilir? Okura önermeler sunan bir yazı bu; cevabı okurun vermesini dileyen…
Maria’nın Endişeleri (Şiir) – Didem Gülçin Erdem Sayfa:50
Ayna, Yas ve Fırtına Takvimi – Melike Belkıs Aydın Sayfa:52
Yitirilenin yerine basitçe bir yenisini koyamayız, uzağında kaldığımız şeyi bir başka şey ile ikame etmeye kalkışamayız. Çünkü yitirdiğimiz aslında bizden de bir parça içerir ve ikame edemediğimiz o şey bizizdir. Yitirilenin ardından haritasını çizemeyeceğimiz bir dönüşüm ya da değişimin bizi beklediğini biliriz. Tam da bunu idrak ettiğimizde, belki de sadece sonsuza dek değişeceğimizi anladığımızda yas tutarız.
Beni Kimse Çağırmadı (Öykü) – Tunç Kurt Sayfa:56
André Breton, Jacques Vaché’yi Anlatıyor – Mehmet Rifat Sayfa:57
Kendisinden geriye André Breton’a, Louis Aragon’a ve Jeanne Derrien’e yazdığı savaş mektuplarının, birkaç kısa metnin, çizdiği desenlerin ve fotoğraflarının dışında pek bir şey bırakmamış olan Jacques Vaché Fransız gerçeküstücülük tarihine adını Breton aracılığıyla yazdırmıştır. Gerçekten de “Vaché [onda] gerçeküstücüdür”. Manifesto’nun dışında değişik yazılarında da Jacques Vaché’den söz etmiştir dedik Breton için. Bunların arasında özellikle Les pas perdus adlı yapıtında (Paris, Gallimard, 1969) yer alan “La Confession dédaigneuse” (s.7-22) ile “Jacques Vaché” (s. 59-63) sayılabilir. Biz bu sayıda “Bakış Açısı” okurlarına, Breton’un birinci yazısından doğrudan Jacques Vaché’nin kişiliği, yaşam biçimi, mektuplarındaki çarpıcı yerler ve intiharıyla ilgili olarak verdiği bilgilerin yer aldığı parçaları çevirerek sunuyoruz.
Aramıyor Gibiydin (Şiir) – Cengiz Bektaş Sayfa:60
Troya’da Ölmek – Halûk Sunat Sayfa:65
‘Homeros’un İlyada’sı (Yunanca, İlias) dokuz yıl süren ve Anadolu’nun Helen egemenliğine girmesi ile sonuçlanan ‘Troya Savaşı’nın destanıdır. Her ne kadar savaş 1400’lerde yaşanmışsa da, Homeros tarafından dillendirilişi yaklaşık beş yüzyıl sonra (İ.Ö. 900’de) gerçekleşecektir. 24 bölüm ve 16.000’i aşkın dizeden oluşan destan, söz konusu uzun savaşın dokuzuncu yılındaki elli bir günü kapsar sadece. Bir büyük savaş anlatısı gibi görünse de, destan, aslında, Akhilleus üzerine kuruludur. Büyük bir yiğit ve kahraman bir savaşçı olarak kabul gören Akhilleus’un, öfke ile başlayıp öylece nihayetlenen hikâyesi üzerine.
Çek (Şiir) – Yusuf Alper Sayfa:69
Kızkardeşim Gülhatmi ve Diğerleri (Şiir) – Salih Bolat Sayfa:70
Edebiyat Gündemi: Yücel Kayıran ve “Son Akşam Yemeği” Sayfa:72
Yücel Kayıran ile Söyleşi – Gülce Başer Sayfa:72
Benim ilk şiirlerimi yayınladığım yıllarda “ruhani” kelimesini veya anlamsal bakımdan onunla akraba olan kelimelerden birini telâffuz etmek biraz belalı bir durumdu. “Ruh hali”, “tinsellik” veya “metafizik” türünden bir kelimeyi kullanırsanız faşist olmakla suçlanabilirdiniz.
Yücel Kayıran’ın Şiiri: Öznenin Oluş Haline Sondaj Yapmak – Yaşar Güneş Sayfa:78
Kayıran’ın şiirlerinde çocuğun doğası olarak eksiksizlik durumu ile tanrının doğası olan eksiksizlik arasında kurulan bakışım oldukça dikkat çekicidir. Allah, yani eksiksizlik, çocukluğa ait olan doğadır. Allah da çocuk da bu açıdan özü ve varoluşu bir ve aynı olandır. Çocuğun doğası bu şekilde işlediğinden, çocuk en özgür varlıktır.
Yeni Şiirler Arasında – küçük İskender Sayfa:85
Lirik dil, reddedilebilecek bir kuşak, çatışılacak bir yönelim/akım değildir. Adı üzerinde: Dil. Gençlerin lirik şiirden uzak durması genel bir tutum, bence de geçici bir tavırdır. (Bu arada, şüphesiz lirik şiir yazanlar var aralarında – ben önemsenecek ürünler ortaya koyabilenlerin soğukluğundan söz etmekteyim.)
Yeni Öyküler Arasında – Hatice Meryem Sayfa:86
İkinci yazar grubu ise “nazar etme ne olur çalış senin de olur” dedirtenlerdir. Peki bu yazarlar ne yaparlar? Didinir eder, iyi yazarlar. Bunları anlamak için önce okur denen mefhuma bir göz atalım. Zira bunlar bu mecradan çıkmaktadır.
Belirli di (Şiir) – Yiğit Karadavut Sayfa:87
Yarı Açık Cezateni (Şiir) – Kağan Uzuner Sayfa:88
Döşeğimde (Şiir) – Mehmet Türel Sayfa:89
Şehre Bakan Serçe (Öykü) – Fatih Dağdelen Sayfa:90
Varlık Kitaplığı Sayfa:91
Sevgi Saygı ile Söyleşi – Halil Türkden Sayfa:91
Genç tanımını seviyorum ama genç-yetişkin ayrımından hoşlanmıyorum. Çocukluk, gençlik ve hatta yetişkinlik nüfus cüzdanıyla belirlenen kavramlar değil bence. Bu tanımlar sadece bakış açısı.
Gürol Sözen ile Söyleşi – Merve Tellioğlu Sayfa:93
Eski Çiçekçi Sokağı’nda yaşanılanları kimse unutmadı. Çünkü dünün ve bugünün ‘iş erbabı’ edebiyatımızda ve anılarda da devam ediyor. “Hayatımı yazsam roman olur,” cinsinden değil. Onlar; çizginin, resmetmenin, heykelin, yazarlığın, şiirin, tiyatronun, dilbazlığın, bilimin ve hicvetmenin ustasıydılar.
“Çanakkale İçinde” / Hüseyin Yurttaş – Hasan Akarsu Sayfa:95
Hüseyin Yurttaş, savaşı gözler önüne sererken, Çanakkale’yi boydan boya bir vatan olarak simgeler. “Hasta adam” olarak nitelenen Osmanlı’dan yeni bir ulusun doğuşuna tanıklık eder. Destanında, Çanakkale Savaşlarının nedenlerini de belirtir, Enver Paşa’nın yanlışlarını anımsatır. Gelibolu, “vatanın kalbi”dir savaşlarda.
“Tekhnenin Harfi Tarifleri” / Osman Olmuş – Halim Şafak Sayfa:96
Osman Olmuş ilk kitapları Vişneçürüğü Aşklar (Gece, 1992) ve Pan Flüt Çetesi’nde de (Korsan, 1995) belirtileri varsa da daha çok Kuduruk Kalpler Malikânesi (Yasakmeyve, 2008) ile birlikte biçimi daha çok ironinin alanı ve aracı haline getirdi. Burada önemli olan başka bir ayrıntı ise biçimin aynı şekilde edepsizliğin ve argonun da alanı olmasıdır.
“Acısı Bende Kalsın” / Zeynep Altıok – Okan Yılmaz Sayfa:97
Yalnızca kendi hakkını savunmuyor Zeynep Altıok Akatlı; ‘herkes’ten söz ediyor. Üç beş ağaç için direnen gençlere, bir minibüste öldürülüp yakılan Özgecan’a, Hrant Dink’e, evleri işaretlenen alevilere de selam göndermeyi unutmuyor. Aslında bütün ‘ötekiler’ selamlanıyor sayfalar çevrildikçe.
“Moskova Defteri - Komünistler Moskova’ya!” / Bahar Aslan – Ülkü Doğanay Sayfa:98
Bahar Aslan, öykülerini yıllardır biriktirdiği karakterlerinin iç dünyalarını, kendileriyle ve içinde yaşadıkları dünyayla hesaplaşmalarını, akıcı, keyifle okunan bir dille, müthiş gözlem gücüyle, güçlü bir kurguyla aktarıyor kitabında.
“Korkuluklara Giysi Yardımı” / Nilay Özer – Soner Demirbaş Sayfa:99
Sonrayı duyurmak için geçmişi de sahiplenen bir şiir yazıyor Nilay Özer. Çoğu zaman zor da olsa, derin yüzleşmeleri ve hesaplaşmaları gerektirse de geçmişin ve şimdinin üzerinden yükselen bir hakikat geleceğe daha sağlam adımlarla yol alacaktır böylelikle, kuşkusuz; “ben ki hiç bilmeden geçmişi seçtiğimi/..büyüsün uzağa bakmanın yükü// hatırlanıverdi nemli ev içlerinin/ yaşamaktan çok eski bir anıyı emzirdiği sardunya”.
Nazlı Karabıyıkoğlu ile Söyleşi – Volkan Çağan Sayfa:101
Karışık düşüncelerimi, rüyalarımı, hayallerimi ifade ederken kullandığım optimum aracın öykü olduğunu söyleyebilirim.
“Özne Hayatı Konuşunca” / Aytül Kasapoğlu – Zülal Güney Sayfa:103
Aytül Kasapoğlu’nun derlediği Özne Hayatı Konuşunca, sosyolojiyi donmuş halinden çıkaran örneklerden oluşuyor. Böylelikle de, teorileştirme süreci (temellendirilmiş kuram) aşamalarının sahada gerçekleşen her bir adımı okuyucuyla paylaşılıyor.
“Kültür-Kimlik Ekseninde Türk Edebiyatı” / Metin Turan – Fulya Çelik Sayfa:104
Metin Turan’ın Kültür-Kimlik Ekseninde Türk Edebiyatı adlı eleştiri-inceleme türünde kaleme aldığı kitabı, farklı konu başlıklarının da çalışmaya dâhil edilmesiyle zenginleşerek yeniden okurla buluşuyor. 2004 yılında gerçekleşen ilk baskısında on beş yazıya yer verilen bu kitapta; “Gelenek, Moda, Öykü ve Öykücü” ve “Yeni Azerbaycan Şiiri ve Hamlet İsahanlı” gibi başlıklarla çalışmanın kapsamı genişletilerek kültür-kimlik ekseninde Türk dünyası edebiyatına dair detaylı bir anlatım sergileniyor. Turan’ın halk edebiyatına duyduğu derin ve anlamlı ilginin çalışmalarına yansımasıyla çağdaş Türk dünyası edebiyatına olan merakının bir sonucu olarak ortaya çıkan Kültür-Kimlik Ekseninde Türk Edebiyatı, özelde yeni Türk edebiyatı, genelde ise Türk dünyası edebiyatına dair farklı metin seçkisi ve edebiyatçı kimliklere yaklaşımda sergilenen çokyönlü bakış açısıyla özgün bir çalışma sunuyor.
“Devlet” / Platon – Yaşar Öztürk Sayfa:108
Say Yayınları’nın Platon’un Bütün Eserleri dizinde 24. kitap olarak Furkan Akderin çevirisiyle yayımlanan Devlet “çılgın bir efendiden kurtuluşla” başlıyor. “her zaman doğruluğun ve bilginin yanında olmalıyız” öğüdü ile bitiyor. Devlet ve insanı paranın iki yüzü gibi görüyor, Platon. İnsanı anlatırken devleti, devleti anlatırken insanı kastediyor.
Şiir Günlüğü – Gültekin Emre Sayfa:110
“Raggles’in” kim olduğu önemli elbette; O’ Henry’ni “New York’u Nasıl Sevdi?” öyküsünün hiçbir şiir yazmamış şair ruhlu kahramanı, “Serseri diye” anılır; “bu ona düşünür sanatçı, gezgin, doğabilimci, kaşif demenin dolambaçlı bir biçimi”dir. “Aslında şairliği bunların hepsinin üstünde”dir. Ama, gelgelelim “Raggles yaşamında tek bir dize yaz”mamış, çünkü “o şiirlerini yaşar”mış. (Etrafımızda ne çok böyle büyük şair, filozof, politikacı, ekonomist, eğitimci, hâkim, yargıç, savcı... var!)
Yeni Yayınlar – Reyhan Koçyiğit Sayfa:112

HP0-821 HP0-823 HP0-841 HP0-850 HP0-874 HP0-876 HP0-914 HP0-918 HP0-919 HP0-920 HP0-921 HP0-922 HP0-A01 M2050-653 M2050-654 M2060-237 M2070-227 M2070-640 M2070-740 M2080-241 M2080-663 M2090-194 M2090-226 M2090-234 M2090-639 M2110-231 M2140-648 M2140-649 646-222 646-223 646-227 646-228 646-229 646-230 646-276 646-301 646-361 646-362 646-363 646-364 646-365 646-391 646-392 646-393 646-561 646-562 646-563 646-573 646-574 646-578 646-580 70-564 exam 70-565 exam 70-565 exam 70-566 exam 70-567 exam 70-568 exam 70-569 exam 70-571 exam 70-571 exam 70-573 exam 70-573 exam 70-573 exam 70-576 exam 70-576 exam 70-576 exam 70-577 exam 70-579 exam 70-580 exam 70-582 exam 70-583 exam 70-583J exam 642-522 exam 642-523 exam 642-524 exam 642-531 exam 642-532 exam 642-533 exam 642-541 exam 642-542 exam 642-544 exam 642-545 exam 642-551 exam 642-552 exam 642-564 exam 642-565 exam 642-566 exam 642-567 exam 642-577 exam 642-582 exam 642-583 exam 642-584 exam 000-102 000-103 000-104 000-105 000-106 000-107 000-108 000-109 000-111 350-029 350-030 350-040 350-050 350-060 350-080 351-001 351-018 351-050 351-080 352-001 400-051 400-101 412-600 500-005 500-051 500-201 500-254 500-285 600-199 630-005 630-008 640-444 640-460 640-461 640-553 640-554 640-692 640-721 640-722 640-760 640-792 640-801 640-802 MB2-422 MB2-423 MB2-498 MB2-631 MB2-632 MB2-633 MB2-634 MB2-700 MB2-701 MB2-702 MB2-703 MB2-866 MB2-867 MB2-867J MB2-868 MB2-876 MB3-207 MB3-208 MB3-209 MB3-210 MB3-214 MB3-215 MB3-216 MB3-230 MB3-234 MB3-408 MB3-409 MB3-412

Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2006 VARLIK YAYINLARI
İHB Reklam Ajansı