Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 12 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir
Dergi Satış Noktalarımız

ŞUBAT 2017

Çizgiyorum – G. Öykü Doğan Sayfa:2
“İnadına Yazacağım, İnadına Konuşacağım” – Şafak Pala Sayfa:4
Neden Yaşar Kemal’de herkes kendinden bir parça bulur? Sait Faik ona ithafen, “Türklerin en Kürdü, Kürtlerin en Türkü” demiş ya bence az söylemiş. O Türklerin en Çerkesi, Çerkeslerin en Rumu, Rumların en Ermenisi… Farklı toplumları öyle doğru, öyle güzel, öyle insanca anlatmıştır ki, işte bu yüzden Türkiye’deki bütün milletlerin yazarıdır.
Yaşar Kemal’de Sözden Geçen Bakış – Feridun Andaç Sayfa:6
Yaşar Kemal, etkilenen/etkileyen biridir. Değişimden, doğadan, çatışmadan, insanın insana ettiğinden… Doğa, bağlandığı ve kopamadığıdır. İnsan ise serüveniyle etkiler onu.
Yaşar Kemal: Tarihsel Rahim, Kültürel Doğum, Yazınsal Yaratım – Mahmut Temizyürek Sayfa:8
Yaşar Kemal hakkında tartışmasız benimsenen ortak düşünce, roman türünün sayılı ustalarından biri olduğudur. Onun yapıtlarından yansıyan söylence dili ile modern anlatı dili, güncel zaman bağı ile buluşan mitsel çağrışımlar yapıtlarına büyülü bir gerçekçilik izlenimi kazandırmıştır.
Geleneksel Anlatıdan Çağcıl Söyleme – Adnan Binyazar Sayfa:15
Yazınsal sanatların aracı sözcüklerdir. Önemli olan, yazarın sözcükleri kullanmadaki becerisidir. Yaşar Kemal bu beceriyi fazlasıyla gösteriyordu. Onu ortada dolaşan sözcüklerle yapmıyor, o sözcüklere yüklediği anlamla ilgi çekiyordu. Onun sözcükleri Yunus Emre derinliği, Korkut Ata anlatısı, Pir Sultan Abdal direnci, Köroğlu yiğitliği, Karacaoğlan sevdası, Dadaloğlu savaşımı, Nâzım Hikmet bilinci donanımlıydı.
Yaşar Kemal Söyleminde Anlatımsal Çeşitlilik – Emin Özdemir Sayfa:22
Yaşar Kemal söyleminde anlatımsal örüntü izlekten izleğe değişkenlik gösterir. “Korku, öç alma, kan davası, yozlaşma, çocukluk” gibi izlekler, kendi sözcük örgüsüyle işlenir. “Yılanı Öldürseler”deki çocuğun tragedyası, ana katilliğine yönlendirilme sürecinin dil düzlemi güzel bir örneğidir bunun.
Yaşar Kemal’in Yapıtında Yazınsal Söylem Üzerine – Nedret Kılıçeri Sayfa:28
Yaşar Kemal’in düzyazısı, Anadolu toprağının kültüründen süzülmüş yerel deyişler ve zengin imgelerle örülü destansı bir şiirdir. Anlatısının zemini yerelden evrensele uzanan bir yazınsallık taşır; düzyazısı, geleneğin sesi kadar, Batı romanının dilini de okura taşır. Bu büyüleyici düzyazı, insan/doğa karşılaşması, insanın yazgısı, doğanın sonsuzluğu, toprak insanlarının ve Çukurova köylüsünün yaşam serüveni gibi ana izlekleri taşıyan bir alandır: Bu düzyazıda, güçlü bir sözdizim, sağlam bir anlatı mantığı, geniş soluklu bir hikâye geleneği, sözle yazı buluşur.
“Yılanı Öldürseler”in Yazın Dünyasına Kısa Bir Bakış – Seza Yılancıoğlu Sayfa:34
Yaşar Kemal, “Yılanı Öldürseler” romanında, toplulukların ortak kimlik bilincini, bu bilincin dış güçlerden nasıl etkilenerek yazgıların değiştiğini irdeler. Bu irdelemeyi destansı bir anlatım tarzıyla yapar çünkü destan bir topluluğun ideolojisini, değerlerini, erdemlerini dile getirir.
1980 Döneminin Resme ve Edebiyata Yansıması: Komet, Leylâ Erbil, Gülseli İnal – İnci Aydın Sayfa:40
Üç sanatçı da eserlerinde bireyi ele almıştır. 1980 sonrasının bireyi, toplumsal yapının dışında, kendi gerçekliğine dönmüştür ve bu gerçeklikte zengin bir düş dünyası yaratmıştır. Canavarımsı nesneler, insan üstünde tahakküm kuran ve onun kendi varoluşunu gerçekleştirmesinin önündeki engellerin tümüdür. Bu varlıklar hem gerçek yaşamda hem de düşler dünyasındadır.
Sinyal Alınamıyor (Şiir) – Mehmet Can Doğan Sayfa:46
Edebiyat, Demokrasi ve Okumak Üzerine: Roman Kişileriyle Birlikte Yürümek – E. Lâle Demirtürk Sayfa:47
Aslında romanlar bizim gibi sıradan insanların deneyimlerine ve hayatımızın görünürde bilindik yanlarının nasıl başka bir gözle görülüp başka biçimde yorumlanabileceğini göstermek amacıyla ele alınır. Bugüne kadar tartışmasız kabul edilen inançların ve değerlerin eleştirel bir gözle ele alınması ve gündelik deneyimlerimizin farklı biçimlerde yorumlanması için kesinlik iddiasındaki görüşleri çözümleme ve sorgulama yönünde bir alışkanlık yaratmak çok önemli bir edimdir.
Burada Bir Yerlerde Olmalı (Öykü) – Mevsim Yenice Sayfa:50
Murathan Mungan’ın “Solak Defterler”inde “Ses” İzleği – Ümit Yıldırım Sayfa:54
Mungan’da sesin hemen yanı başında duran “sessizlik” de sese dahildir: “sessizliğin hızı”, “sükûnet kuleleri”, “yüzümde uluyan sessizlik”, “söyletenin söylenmeyen sessizliğinde”, “şimdi sus şiirdeki suyun ve gülün hatırına”, “vücuda gelir bakır dövmüş sessizlikler” dizelerinde çelişkili duran bir ‘ses ve sessizlik’ imgesi vardır. O bu tavrıyla, yenilgi içindeki yenilgiyi suskunluk büyütür, diyerek bireyin ses vermesinin önünü açar. Aslında sessizliğin muktedirlerin yıkılışını hazırlayan derin bir eylem biçimi olduğu bilinmektedir.
Türkçede Buda Olamamak – Laurent Mignon Sayfa:58
Halide Edip için din ve inanç, sadece üzerine düşünülmesi gereken entelektüel sorunlar değil. Duygusal düzeyde de önemleri var. Yazar Inside India’da da Budizm’e eleştirel yaklaşsa da, tıpkı İngilizce anılarında olduğu gibi, Buda’ya manevi bir yakınlık duymaya devam ediyor.
Akdeniz İklimli Ortadoğu (Şiir) – Çağla Meknuze Sayfa:60
Hasan Ali Toptaş: “Kuşlar Yasına Gider” – Çiğdem Ülker Sayfa:62
Baba ve oğul Kuşlar Yasına Gider’in temelinde de romanın teması olarak durur, ancak Hasan Ali Toptaş’ın anlattığı öykü, bir çatışmanın değil uyumun, hayatın döngüsel akışının ve baba oğul sevgisinin romanıdır.
İştihâsızlık (Şiir) – Buğra Giritlioğlu Sayfa:64
Aka Gündüz: Ruhunda Uçardı Kanatlı Bir Hayat – Murat Batmankaya Sayfa:65
Karakalem de olsa ‘bir Aka Gündüz portresi’ çıkartılamaz mı? Bu beyhude bir girişim mi olur? Hiç değilse tavuğun suyunun suyunu, bir kısmını da yere dökerek tencereye boşaltmaya yelteneyim, dedim ki olmadı. Kafam, Halide Edip’te olduğu gibi yine karıştı, daha ilk adımda tökezledim: Çoğu kaynak Aka Gündüz’ün asıl adının ‘Enis Avni’ olduğunu belirtirken, Kurdakul’un sözlüğünde asıl adının ‘Emin Ali’ olduğu yazmasın mı? Hani, “Kendisinin asıl adı (Hüseyin Avni) iken, askerliğe girdikten sonra, o zamanki meşhur (Hüseyin Avni Paşa) ile bir isimde olmaması için (Enis Avni) konulmuş idi” gibi bir açıklama olsa, kimi (ikincil) kaynakların asıl adını niçin ‘Hüseyin Avni’ diye verdiğini ‘arızalı’ biri olarak anlayacağım. Cahillik işte… Doyulmuyor!
Medya Notları: Kitsch ya da Cehaletin Egemenliği Sayfa:69
Kitsch Hükümranlığı – Nilgün Tutal Sayfa:69
Politikacılar ne kadar merhametliyse halkın da o kadar merhametli olması beklenir; yurttaşlar “dış mihrakların yarattığı tehditlere maruz kalan” ülkeleriyle duygusal olarak özdeşleşmeye çağrılır; onlardan bu mihraklara karşı mücadele eden askerler ile polislere “kötülere” karşı kahramanca savaştıkları için merhametle ve duygu birliğiyle yaklaşması talep edilir. Duygusallık artık sadece medyanın sıradan insanı kendisine bağlamak için kullandığı bir program formatı ya da yazım biçimi olmaktan çıkmıştır.
Kitsch ya da Cehaletin Egemenliği! – Korkmaz Alemdar Sayfa:74
Batı’daki gelişmelerden farklı bir sürecin mirasçısı olan Türkiye’de henüz kitsch’in tarihi yazılmamıştır ama son yıllardaki gelişmeler hemen her alanda kitsch örneklerinin yaygınlaştığını düşündürmektedir. Giyim kuşamdan, sanata, sanatçıya ve sanat eserlerine bakış –ne yazıktır ki– inanılmaz zenginlikte örnekler sunmaktadır. Yakın geçmişte kılık kıyafete gösterilen özeni hatırlayanlar için günümüzde siyasal kadrolar ve televizyonlarda görünen çok sayıdaki konuşmacı için yapılabilecek gözlemlerden biri rüküşlüktür.
Latife Tekin İçin 7 Parça – Haydar Ergülen Sayfa:78
Latife Tekin’i romancı olarak tanıdık, sonra bundan bir 15 yıl kadar önce, demek ki 2000’lerin başı, onun ‘şair’ olduğunu düşünmeye başladım. Hatta en çok sevdiğim şair olduğunu bile söylemişliğim vardır.
“Paris’te Son Tango” Gerçeği – Taner Ay Sayfa:80
Bana sorarsanız, Paris’te Son Tango, sonrasında çekilecek bütün filmler için “erkek” ve “kadın” okumalarını köktenci bir biçimde değiştirebilecek sahici bir sinemadır. Hakkındaki yalanların, değerini ve önemini asla zedeleyemeyeceği sahici bir sinema...
Mandalina (Şiir) – Fatih Kök Sayfa:81
Gülünü Solduran Zaman – Feridun Andaç Sayfa:82
Bulut bulut bir zamandayız. Bütün sözcüklerin ezberindesin. Yılkıda gezenle çöldeki divanenin sözü de bitti. Alacakaranlık sardı her yanı. Çığırtkanlık bir eda, bir tarz oldu şimdi.
İma’dan Gerçekçiliğe Bir Kavis: Murat Yalçın Öyküsü – Ali Özgür Özkarcı Sayfa:85
Murat Yalçın öykücülüğü, deyim yerindeyse, 90 Kuşağı öykücülüğünün en kilit taşlarından biri. Öyküdeki ifade olanaklarını araştıran, derinleştiren bir yazar. Deneysellik tek başına yazınsal bir dönüşüm için yeterli bir sıfat değil, ancak ulaşılacak dilsel ve biçimsel dirlik için önemli bir araştırma sarkacıdır. Aranışçıdır.
Masallar ve Çağdaş Edebiyatımız – Muharrem Kaya Sayfa:90
Nasıl açıklanırsa açıklansın, masal türü de diğer edebî türler gibi insanın hikâye dinleme ve anlatma ihtiyacından doğmuştur. Bu bir psikolojik ihtiyaçtır ve insan, yaşadığı baskıyı, istek ve arzularını bu türle de dile getirmiştir.
Yeni Şiirler Arasında – küçük İskender Sayfa:94
Şair israfına gelince, üzülüyor, sıradan hayatlarından hayal kahramanı bir şair yaratma çabalarını hüzünle izliyorum.
Yavan’a (Şiir) – Feyza Hilal Sayfa:95
Tabiatın Sensizlik Hali (Şiir) – Uğur Karaca Sayfa:95
Yeni Öyküler Arasında – Nalan Barbarosoğlu Sayfa:96
Siz hangisini yazıyorsunuz? Bilmediğiniz hangi hikâyeyi kendi hikâyeniz yapıp bir öykü çıkarıyorsunuz içinizden? Kaleminizden nasıl dökülüyor bir öykü? Uzun uzun kafanızda taşıdığınız bir hikâyeden mi çıkıyor yazdığınız öyküler, yoksa hiç düşünmediğiniz, aklınızın ucundan bile geçmeyen hikâyelerden mi? Bir oturuşta yazdığınız öyküler de vardır mutlaka, yıllarca bir türlü sonlandıramadığınız, bir köşede bekleyenler de.
Curriculum Vitae (Yaşıyoruz İşte) (Öykü) – Arda Kıpçak Sayfa:100
Yağmur Zamanı (Öykü) – Hulusi Çakmak Sayfa:102
Varlık Kitaplığı Sayfa:103
“Nasipse Adayız” / Ercan Kesal – Sami Özbil Sayfa:103
Kesal’ın şahitliğiyle bizim şahitliğimiz iç içe geçince meydana gelen bir “Kısa Türkiye Tarihi” oluyor. Bu bahiste titizlikle vurgulanmalı ki sinik efkârdan ve içeriksiz öfkeden uzak bir anlatıcıyla karşılaşıyoruz.
“Şiirin Halleri” / Sabit Kemal Bayıldıran – İsmail Cem Doğru Sayfa:106
Sabit Kemal Bayıldıran “Şiirin Halleri”nde aslına bakılırsa pek çok üstü örtülmüş sıkıntının ve tartışmanın fitilini ateşleyebilecek malzemeler biriktirir ve onları büyük bir ustalıkla okurun belleğine nakşeder. Bunu yaparken açtığı tartışmaların üzerinde durulması gereken önemli yanları olduğunu görmekte zorlanmıyoruz.
Erol Gökşen ile Söyleşi – Halil Solak Sayfa:108
Onun kaleminden çıkan her yazıya ulaşabildiğimiz zaman tam manasıyla Tanpınar’ı yorumlayabiliriz, ancak bu şekilde onun düşünce ve kültür dünyamıza olan hizmetlerini kavrarız.
“Tarikat, Cemaat, Kadın” / Şahin Filiz – Yaşar Öztürk Sayfa:110
Şahin Filiz’in yeni çıkan Tarikat Cemaat Kadın-Neo-Oryantalizm’in Kadın Üzerinden Egemenlik Arayışı ve Siyasal İslamcılık kitabı din, düşünce ve siyasal yaşamda insanların takım tutarcasına kamplaş(tırıl)masına bir uyarı çalışması.
Şiir Günlüğü – Gültekin Emre Sayfa:111
“Haiku-öykü” olduğunu bilmiyordum. Barış Acar, Toz (Ve Yayınevi 2016) demiş 5-7-5’e uyan haikularına. Bir öykü anlatıyor sanki Toz, doğadan kopardıklarını. Sevinç Altan’ın kolajları da haiku’ya dahil. İki dilli bir kitap bu, İngilizceye de çevrilmiş dizeler. Küçük, cep kitabı. “çatıya iner/ her gün bacaya konan/ adalı martı”. Bir de şu: “toprağa bakar/ taş üstünde duran taş/ düşene kadar”. Bazan haiku yazan şairler artar. Bu aralar pek azaldı.

HP0-821 HP0-823 HP0-841 HP0-850 HP0-874 HP0-876 HP0-914 HP0-918 HP0-919 HP0-920 HP0-921 HP0-922 HP0-A01 M2050-653 M2050-654 M2060-237 M2070-227 M2070-640 M2070-740 M2080-241 M2080-663 M2090-194 M2090-226 M2090-234 M2090-639 M2110-231 M2140-648 M2140-649 646-222 646-223 646-227 646-228 646-229 646-230 646-276 646-301 646-361 646-362 646-363 646-364 646-365 646-391 646-392 646-393 646-561 646-562 646-563 646-573 646-574 646-578 646-580 70-564 exam 70-565 exam 70-565 exam 70-566 exam 70-567 exam 70-568 exam 70-569 exam 70-571 exam 70-571 exam 70-573 exam 70-573 exam 70-573 exam 70-576 exam 70-576 exam 70-576 exam 70-577 exam 70-579 exam 70-580 exam 70-582 exam 70-583 exam 70-583J exam 642-522 exam 642-523 exam 642-524 exam 642-531 exam 642-532 exam 642-533 exam 642-541 exam 642-542 exam 642-544 exam 642-545 exam 642-551 exam 642-552 exam 642-564 exam 642-565 exam 642-566 exam 642-567 exam 642-577 exam 642-582 exam 642-583 exam 642-584 exam 000-102 000-103 000-104 000-105 000-106 000-107 000-108 000-109 000-111 350-029 350-030 350-040 350-050 350-060 350-080 351-001 351-018 351-050 351-080 352-001 400-051 400-101 412-600 500-005 500-051 500-201 500-254 500-285 600-199 630-005 630-008 640-444 640-460 640-461 640-553 640-554 640-692 640-721 640-722 640-760 640-792 640-801 640-802 MB2-422 MB2-423 MB2-498 MB2-631 MB2-632 MB2-633 MB2-634 MB2-700 MB2-701 MB2-702 MB2-703 MB2-866 MB2-867 MB2-867J MB2-868 MB2-876 MB3-207 MB3-208 MB3-209 MB3-210 MB3-214 MB3-215 MB3-216 MB3-230 MB3-234 MB3-408 MB3-409 MB3-412

Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI